**********DOSTLUKLARIN BULUŞTUĞU TEK YER**********
GEÇİCİ BİR SÜRE İÇİN YOK OLDUM SİZE İYİ EĞLENCELER...

Ben Bir TÜRKÜM !... Ben; Orta Asya'dan Türeyen, Anadolu'da Büyüyen, Avrupa Içlerine Yürüyen TÜRK'üm ! Ben; Daglarda Gemi Gezdiren, Taslara Destanlar Kazdiran, Tarihi Bastan Yazdiran, TÜRK'üm ! Ben; Adalete, Ben Mertlige Örnekler Veren, Ölüm - Kalim Savasina Gülerek Giden, Yeryüzünde Her Murada Eren TÜRK'üm ! Ben; Sancaklara, Tuglara Bas Egdiren, Beylere, Pasalara Hil'at Giydiren, Kilicini Üç Kit'ada Gezdiren TÜRK'üm ! Ben; Atilla'yi, Yavuz'u, Fatih'i Var Eden, Krallari, Imparatorlari Kendisine Yar Eden, Düsmanına Dünyasını Dar Eden TÜRK'üm ! Ben; Sahlari, Sultanlari Kul Edinen, Altinlari, Elmaslari Pul Edinen, Incili Kaftanlari Çul Edinen TÜRK'üm ! Ben; Zafer Rüyasini Görenlere Saç Yolduran, Hezimete Ugratip, Ümitleri Solduran, Müzelerde Bas köseleri Dolduran TÜRK'üm ! Ben; Damarlarinda Asil Kanin Aktigi Irkim, Benden Bahseder Destanim, Agitim, TÜRK'üm, Ben TÜRK'üm, Taa iliklerime Kadar MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'üm !.. Ya Siz Kimsiniz ?

*Kiskançlik sivrisinek gibidir, vücudun saglam yerlerini birakip yaranin üstüne konar.
*Insanin zevkleri sonsuzdur.
*Kalici bir zevk, geçici bir zevke tercih edilemez.

Anlatamayacağım biliyorum
Anlatamayacağım biliyorum. Cümleler yine bir birine karışacak. Tıpkı sana sevgimi anlatamadığım gibi, içimde yanan yangınsın. Gel sensizliğin beni düşürdüğü duruma bak. Yalvarışlar, yakarışlar, gözyaşları beni biraz daha güçsüz duruma düşürüyor. Yaradanıma sığınıp açtım ellerimi, ağladım ağladım ama hiçbir şey geri getirmedi. İlk zamanlarda belki de, bir sandalı denize bırakırsın ya! .. Nereye gideceğini bilmezsin Savrulacağı an paniğe kapılırsın. Ben sensiz savrulurken paniğe kapıldım. Çılgına döndüm, kabullenemedim bir başkasını, ne yapayım deliliğim tuttu işte, yüreğime söz geçiremedim. Her zaman şunu söyledim, ben sensizliği taşıyamam, kabullenemem. Seni kaybetmeye alışamıyorum. Yaşadıklarım, anlatacaklarım, sana hissettiklerimin yanında hiç kalıyor. İçimden geçenleri aktarmakta zorlanıyorum. Biliyorum farkındayım her şeyin, ne zamanki benden gittiğin anı düşünüyorsam kalbim parçalanıyor. Kırgınlıklarınla parçalanıyorum. Toz buz oldu dediklerini topluyorum. Bütün sevgimle onları bir araya getiriyorum.
Ben sana kıyamam güzel gözlüm; sevgimin büyüklüğü altında eziliyorum resmen, sana anlatamamak koyuyor. Gülüşlerinde saklı geleceğim, nefesinde gizli yaşamım. Seninle her anı saniye saniye yaşıyorum. Hasta düştün benim gibi, güçsüz düştün. Ama inatla saklıyor söylemiyorsun kimseye, ama ben hissediyorum her şeyim; sol yanım uyuşuyor biliyor musun? Kalbim taşıyamıyor bu acıyı, seninle geçirdiğim anları düşünerek avunuyorum. Her gece iyi geceler dileğinle uyurdum, her sabah günaydın deyişinle başlardım hayata: Kaldıramıyorum bebeğim sensizliği, taşıyamıyorum inan. Sana iyi bakamıyorum son günlerde, biliyorum bana yine kızacaksın. Ama sende bana iyi bakmıyorsun. Şunu bil ki bu hayatta yaşadıklarımız bizim geleceğimizin temellerini atıyor. Her şeyi bir düşün bak göreceksin. Herkes bizi imrenirken nasıl ardına bakmadan gidiyorsun. Bilmiyor musun benim sensizliği kaldıramayacağımı, düşünmedin mi hiç, sen yapabiliyor musun bensiz. Evet diyeceksin, çok huzurlu mutluyum diyeceksin. Ama biliyorum sadece dilin konuşacak, için parçalanacak, Biliyorum ki seninde benden eksik kalır yanın yok. Bir tarafın eksik, için kan ağlıyor, yalnız kaldığında benim gibi içten içe yiyiyorsun kendini, gel ziyan olmasın hayatımız, gel solmasın hayallerimiz. Her geçen gün biraz daha zor oluyor ayrılık, bir kez daha anladım gerçeği, nereye bakıyorsam seni görüyorum. Kime bakıyorsam sana benzetiyorum. Hiçbir şey yapmak istemiyor canım. Sadece seni düşünmek istiyorum, seninle yaşadıklarımı hayal ediyorum. Sen bir kenara yazdığım en güzel şeysin. Farkında olmadan ihmal etmişim seni, ben seninle doğdum, seninle açtım dünyaya gözlerimi, seninle büyüdüm. Öksüz bırakma n’olur, sana çok ama çok ihtiyacım var. Gel yine geceme gündüz ol, sabahıma güneş ol, doğ dünyama, ben yine delilik edeyim. Manyaklar gibi sevdiğimi haykırayım. Sevdiğimi söylerken yine heyecan sarsın bedenimi, ter dökeyim karşında, gözyaşları içinde boğuluyorum, yine gel öp gözlerimden, dinsin yaşları, yine sımsıkı sarılıp sonsuzumsun diye haykır karşımda, sözcükler boğulsun birbirinin arasında, heyecan sarsın tüm bedenimizi, yine hızla atsın kalbimiz. Biliyor musun dün gece rüyamda hasta olduğunu gördüm. Bir yanım eksildi, her günüm aynı güzel gözlüm. Sensizliğin verdiği acılar yok ediyor beni. Uçuruma doğru geldiğimi hissediyorum. Sen benim her şeyimsin. Gel şaka yaptım de doya doya sarılayım sana, dinsin bu acılar dinsin yüreğimizin feryadı, ayrıldık diyemiyorum kimseye, biliyorum ki bu bir şaka, sende bu şakayı fazla uzatmayacaksın. Diri diri toprağa gömmeyeceksin, biliyorum kıyamazsın sen bana kıyamazsın bu büyük sevdaya, seni çok seviyorum her şeyim, anlatamayacak kadar çok seviyorum. Depremler oluyor yüreğimde her an bir şeyler yıkılıp yok oluyor içimde, altında eziliyorum sensizliğin. Uzat ellerini çek kurtar bu eziyetten.
Zaman en büyük ilaçtır. Zaman sarsın yaramızı, ayrılıklara gitmenin anlamı yok. Şunu unutma her daim seninle büyüdüm. Her daim senden bir şeyler öğrendim. Yıllar geçsede bu sevgi her daim büyüyecek. Bu adam hep seni sevecek, haykırışlarıma kulak ver, dinle beni sevdiğim. Sesimin geldiği yere dönüp bak, farkında ol gerçeklerin. İkimiz bir elmanın yarısıyız. Sen bendeki bensin ben sendeki benim. Bu gerçek hiç değişmeyecek. Kiminle olursan ol, nerde olursan ol, bir nefes kadar yakınında olacağım. Bin bir ümitle, ben geldim bebeğim demeni bekleyeceğim. Ölüm döşeğinde olsam da gözlerim açık gitmeyecek her şeyim. Çok geç olmadan gel bir tanem. Gözü yaşlı bırakma ardında, seni bekliyorum. Seni çok seviyorum gerçeğim. Sessiz çığlığıma sözcük ol. Sev eskisi gibi, sarıl boynuma, gel dizlerine yatır bu yorgun bedenimi, dizlerinde son bulsun hayallerim. Gözlerine bakarak son bulsun özlemim, gel meleğim gel, bendeki seni al öyle git madem gideceksen…

Almanya'da ilk düzenli sehir içi ulasim seferleri baslangicta orta ve alt sınıftan insanlar kenti bir ucundan bir ucuna gezme imkanına kavustuklarında Alman sosyolog Georg Simmel o korkunç teşhisi koymustu; "insanlik tarihinde ilk kez iki insan yan yana bu kadar yakin oturup, bedenlerine dokundukları halde saatlerce birbirleriyle konuşmadan yolculuk yapıyorlar " Bir iletişimci olarak beni ilgilendiren, düsündüren, kaygilandıran bir saptama bu. "X KUSAGI" Bu yalnızlığa nicedir aşinayız. Çocuklarımız bir süredir, uyku öncesi masallarını yataklarının başucuna konan bir teypten dinliyorlar. Oyunlarını bilgisayarda oynuyorlar. Derslerini videodan izliyorlar, kahramanlarını televizyondan seçiyor, sevgilileriyle internette buluşuyorlar. Bütün bunlar olup biterken bir odanın içinde yapayalnızlar. Şimdi "dokunmadan yaşamanın" tadını çıkarıyorlar. Markete gitmeden, internetten sipariş verip, bilgisayar aracılığıyla alışveriş yapıyor, doktorlarına röntgen filmlerini "mail"leyip, uzaktan muayene oluyorlar. Onlara "X kuşağı" da deniliyor ; "ölü kuşak" ya da "ne idigü belirsiz nesil" anlamında...... En belirleyici özellikleri yalnızlıkları.... Danstan, "bir bele sarilmanin hazzı"nı anlayan büyüklerinin aksine, kulaklarında walkmanle "techno" ritminde tek başına dans etmekten haz alıyorlar. Sofra başında aileyle birlikte degil, odalarında ekran karşısında veya burgercide ayaküstü, ama mutlaka yalnız "atıştırmayı" tercih ediyorlar. Gazete okumuyor, "göz atıyor"lar. DVD'deki filmi zıplayarak izliyor, kitabı sayfa atlayarak okuyorlar. İnternette gezinirken, aynı anda telefonla konuşabiliyor, yemek yiyebiliyor, televizyon izleyebiliyor ve dergilere göz atabiliyorlar. Uzun sevişmeler yerine üstünkörü "dokunus"lari, uzun konuşmalar yerine, kısa "sunus"lari seviyorlar. "Internette gevezelik" sitelerinden birine girip, yarattıkları yeni dili görmelisiniz. Hep bir yere yetişme telaşındaymış gibi düşünen, konuşan, yazan bir neslin kendine özgü dilini kuruyorlar ; "Hi" ile başlayıp "Bye" ile biten "N'aber" sorusunun "N'olsun" diye yanıtlandığı garip bir geyik muhabbeti.....
En çok, kitapçılarda "Ünlü Roman özetleri" türünden kitaplar görünce onlari anımsıyorum. Yüzyılın başındakilerin hayata bakislarını değistiren kitapların sadece konularıyla ilgileniyorlar. Sağlıklı yaşıyor, iyi kazanıyor, kolay harcoyorlar.... Hem parayı hem dostlarını..... Markalarını, okullarını, kariyerlerini, ailelerinden, arkadaşlarından, fikirlerinden daha çok önemsiyorlar. Hayatı "zap"layarak yaşıyorlar. Bilgisayarlarında oldugu gibi özel hayatlarında da "sörf" yapmayı, derine dalmadan yüzeysel ilişkiler kurmayı, kök salmadan dolaşmayı yeğliyorlar.
Bu "kök salamama" meselesi, Türkiye açısından özellikle önemli.... Geçenlerde bir arkadaşım "Farkındamısın ? "dedi, "hiçbirimiz dedemizin mezarının oldugu kentte oturmuyoruz artık" Hrant Drink'in televizyonda anlattığı öykü dahada dramatikti. Her gittigi yeri çiçeklerle bezeyen bir dostunun, son yerleştiği evinin bahçesini çırılçıplak bulunca nedenini sormuş Hrant şu yanıtı almış; "Ne zaman bir agaç ektim de meyvesini yiyebildimki...." Öylesine köksüz, öylesine göçebe, öylesine gezgin bir toplumuz ki hala...Yerleşemedik gitti..... Dedelerimizin mezarlarının olduğu yerleri terk ettikten sonra, ilkin evimizi, derken işimizi, aşımızı ve nihayet bütün yaşamımızı değiştirdik. Bütün bunlar yarım asır içinde olup bitti ve hepimizde öyle bir travma yaratti ki, hala altından kalkamıyoruz.
Can Dündar
ANLADIM
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım...
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım...
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,
okuyarak, dinleyerek değil...
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım...
Yüreğinde aşk olmadan geçen
hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak
koştuğunu anladım...
Acı doğruluğa ulaştığında gözyaşı
gelmezmiş gözlerinden,
Neden hiç ağlamadığını anladım...
Ağlayanı güldürebilmek,
ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya
çevirdiğinde anladım...
Bir insanı herhangi biri kırabilir,
ama bir tek en çok sevfiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım...
Fakat,
hakedermiş sevilen onun için
dökülen gözyaşlarını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım...
Yalan söylemek değil,
gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım...
''Sana ihtiyacım var, gel''
diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediimde anladım...
Biri sana ''git'' dediğinde,
''kalmak istiyorum''
diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde, gittiğimde anladım...
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,
her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
Özür dilemek değil,
''affet beni''
diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumu anladım...
Ve gurur, kaybedenlerin,
acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulunduğunda anladım...
Ölürcesine isteyen, beklemez,
sadece umut edermiş birgün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım...
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçemeyecek kadar,
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
Can YÜCEL
|
''SERSERİME''kesinlikle okuyun çok güzel |
|
|
SERSERİM... Elime son kez aldım kağıt kalemi, Bu sana son mektubum. Postacı son bir kez haber getirecek Benden sana. Canım bilirim aldırmazsın hiçbirşeye, Ne sevgiye ne de hislere. źimdi elimde bir sigara var, Bugün çok içtim. Bilirim kızacaksın, "İçme demiştim" diyeceksin, Ama ben yine aynı cevabı vereceğim: Dertliyim. Son kez bu kalp derdinle dolu. Bu mektubumda Seni ne kadar sevdiğimi Özlediğimi yazmayacağım. Artık değiştim ben. Senin umursamaz tavırlarından bıktım SERSERİM. Takmıyorum artık ben de seni. Hani bende bir resmin varya, Arkadaşıma verdim SERSERİM. Çok beğenmiş seni, "Al senin olsun" dedim Ama dikkat etmesini de söyledim, Olur ya çıkarsanız "Boynuzlamasın seni" dedim. Yüzünün şeklini görmeni isterdim SERSERİM. Bu mektup diğerine benzemiyr değil mi? Dün gece yıktın, öldürdün beni SERSERİM. Dilindeki hece bir kurşun gibi saplandı yüreğime. Tüm gece kanadı durmadan, Gözlerim doldu ağlayamadım. Yataklara düştüm ne zamandır. Ama iyi oldu aslında Seni umursamıyorum artık, Sen ne demiştin SERSERİM. "Üzülme!" Üzülmüyorum zaten gülüyorum, Bu acıların getirdiği mutsuzluğu seviyorum. Lanet olsun sana SERSERİM. Bu kadar değersiz miydi sevgim? Biliyorsun ben seni sevdim. Bu sana son mektubum SERSERİM. Yak istersen,istersen başkalarına okut. Ya da evet İçip içip ağla, Ama şunu bil ki bu sana son mektubum. Bundan sonra hain yazar mezar taşında Bir ölüsün artık sen hatıralarımda....
SERSERİDEN CEVAP Bugün hiç beklemediğim bir anda, Mektubunu aldım GÜZELİM. Son mektubum demişsin, inanmam Sen dayanamazsın bensizliğe, Erirsin,bitersin günden güne. Bak ne diyorum GÜZELİM Gönlün olsun,birkaç gün daha çıkalım Sevinirsin belki. Hediye olur ya da bir elma şekeri. Sen bensiz yapamazsın GÜZELİM. Seni öptüğüm o ilk anı hatırla, Nasıl da çocuklar gibiydin, Bayılacaksın diye korkmuştum GÜZELİM. Ben senin gibi neler geçirdim elimden, Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden. Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELİM? Sana bu mektubu meyhaneden yazıyorum, Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELİM, Onların şerefine içiyoruz. Bak GÜZELİM!Ben sana ne demiştim hatırlamıyorum "Üzülme" yazmışsın Sahiden dedim mi? İçkiliyken herhalde, bilirsin. "Yıktın" yazmışsın Sahiden yıkıldın mı? Umursamazsın sanmıştım Takmazsın diye ummuştum, Ama madem beni unuttun, Bu sana son sözüm olsun Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELİM.
KIZIN ARKADAŞINDAN SERSERİYE Seni tanımıyorum serseri, Ama arkadaşım seni çok sevdi. "Son mektup" demişti doğru, Hem o seni çoktan unuttu. Seni çok beğendim be serseri, Belki seversin, belki de... "Güzelim" demişsin bizimkine, Ben de seni zevkli bilirdim. Ben ondan daha güzelim. Bak serseri! Ben seni ondan daha çok severim. Telefon numaramı yazıyorum,arkada, Onu aradığın gibi beni de ara. Ayrıca senin güzel garipleşti bu ara "Kalbim ağrıyor" diyor, Doktor bir teşhis koyamıyor. Aman canım o da bir başka, Ağlasa da gülüyorum der etrafa Sakın unutma beni ara.
SERSERİDEN ARKADAŞA Bak kızım ben seni sevmedim daha en başta, Ben güzelimi sevdim herşeyden çok. O bana "serserim" derdi canından koparcasına, Sen ise "serseri" diyorsun sokakta kalmışçasına. Senin gibi arkadaş olmaz olsun. Güzelliğe gelince,kimse yarışamaz benim GÜZELİMLE. Şimdi bırak bunları "son mektup" derken yalan sanmıştım Daha beter içer oldum, Her gece sarhoşum. Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana. Şimdi gerçekten mutlu mu? Yoksa başkasını mı seviyor? Hasta demiştin,kalbinden hasta Yoksa bu aşk hastalığımı? Benden başkası ile... Çabuk yaz arkadaş Herşeyi arkadaş, herşeyi anlat bana. Anladım ki yaşayamam ben onsuz bu dünyada!
ARKADAŞTAN SERSERİYE Afedersin serseri yanlış yapmışım ben, O seni gerçekten çok sevmiş. Son nefesinde bile adını söyledi, Yüreğim parçalandı,anlayamazsın. "SERSERİM" deyişini duysaydın gözleri kapanırken. Aşkın öyle sarmış ki bedenini Kaybedince, yaşayamadı öldü işte. Son mektunda ne yaptın? İçip içip ağlıyor musun? O şimdi mezarında huzurlu yatarken, Yılanlara bile seni anlatır şüphen olmasın. Zaten mezar taşında "SENİ SEVMİŞTİM SERSERİ" Yazısını görünce anlarsın. Belki bir umut vardı yaşamasında, Oda senin ciddi olmandı. "Birkaç gün çıkalım" demişsin ona. "Elma şekeri olur" demişsin. İşte o vurdu senin güzelini, İndi zavallıcığın yüreğine. Şimdi mezarında derin bir uykuda, Sevgisi de sonsuzlaştı onunla. Aslında o hiç istemedi öldüğünü bilmeni Ama dayanamadım yazdım işte. Şimdi ne yaparsın,nasıl yaşarsın? İçer misin, adam mı döversin? Sen de onu sevmişsin öyle yazmışsın, Öyleyse bırak aşkınız yaşasın!!!
SERSERİNİN ODASINDAKİ NOT ;
SANA GELİYORUM GÜZELİM!!!! SENİ SEVİYORUM GÜZELİM!!!! |
|